9 Ekim 2008 Perşembe

Ultras, Fenerbahce Tribünleri ve Taraftarlik

Başlığı çok sevdiğim bir ağabeyimden aldım. Umarım kendisi de fikirlerini burada paylaşır.

Yeni sezon ile birlikte geldiği durumu iyice gözler önüne sermiş bir tribün. 1 senedir içinde gelişen olaylar, ya daha fazla güçlendirecek yada gücünü azaltacaktır. Benim şuan görmüş olduğum, parça parça da olsa güçlendiği. Lakin bu durumu iyi değerlendirmek, bazı şeylerden derslerimizi almamız lazım. Türkiye’de hiçbir grubun girmediği bir duruma hepsinden önce girmiş bulunmaktayız. GS tribünleri, statları yapıldıktan sonrada aynı kalacaktır belki, onu bilemeyiz.


Dünya tribünlerinin ortak dillerinden biri "Ultras Mentalitesi". Türkiye’de "Ultraslan" tarafından isim parsellemesi dışında, pek bilinen bir kültür değil. Son zamanlarda da Fenerbahçe tribünlerinde adı konulmasa bile, davranış olarak üstüne gidilen bir kültür olmaya başladı.


Bu zamana kadar, Alaturka taraftarlık anlayışı ile gelen bir tribün geleneğimiz var. Türkiye’de ki tüm taraftarlarında böyle anlayışı olduğundan eminim. "Ultras" adı sıfat olarak taşınmasa da, güncel gelişen bazı olaylarda verilen spontane tepkiler bazen bu kültürün bizimde içimizde olduğunu ama bir şekilde fark edilmediğini gösteriyor.

GFB'nin, son zamanlarda değişen yapısı ile kendisine yaptığı özeleştirisi ile ve tek isimden çoğulculuğa geçiş yapmak üzere olması ile ultras kimliğini kazanmaya başladığını kendi gözlemlerim ile söylüyorum. Altında bulunan bazı grupların ise bu kültüre daha önceden ısınma turlarına başladığını da çeşitli zamanlarda görmüştük.


Şimdi lafı uzatıp da getirmek istediğim yer şu; Fenerbahçe tribünlerinin 2001 senesinden beri çok gruplu bir yapısı var. Gerek stadın yapısı, gerekse akustiğin sorunlarından dolayı tribünler bazında çeşitli gruplar ortaya çıktı. Bazıları "Ultras" kimliğine çok uzak, bazıları da bu potansiyeli sonuna kadar yaşayabilecek oluşumlar.

Tribün gruplarına, hadi gelin tek isim altında birleşelim. Hepimizin ortak bir tribünü olsun. Takımı savunma, takıma destek, deplasmana toplu gidişler, verilen bildiriler konusunda tek ses olup, ortak bir duruş sergileyelim desem. ve bu öncülüğün başında bulunacak 4-5 ismi hiçbir zaman medya önünde yem etmeyelim desem. Haksızlık gördüğümüz yerde tepkimizi gösterip, her önümüze geleni bu oluşuma dahil etmeyelim desem. Sadece Türkiye’de değil, dünya çapında yaptığımız organize işler ile sesimizi duyuralım desem. Hem politik konularda hem de güncel olaylara karşı tepkimizi sakınmayalım desem. Ne derdiniz? Şimdi bunları söyleyince aklınıza "çarşı" gelmesin. o sosyolojik olarak araştırılması gereken başka bir kültür. Benim fikir olarak lanse ettiğim ise, değişen taraftarlık anlayışı ve geçmişten gelen gücümüzün birleşmesi gibi bir şey.

Şuan her hafta içinde bulunduğumuz ve içinde olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuz tribünlerimizin potansiyelini değerlendirmemiz lazım. Bu şekilde parça parça birleşip, ses çıkarınca olmuyor. GFB bazılarının gözüne kolay gözüktüğü için bu durumlara gelmiştir. Ama herkesin güç olarak ta, ses olarak ta, hareket olarak ta birleştiği tek tribüne bunların hiçbiri yapılamazdı. Bu şeyin amacı Fenerbahçe’nin üstüne bir isim koymak değil. Aksine, tribün olarak geçmişten gelen itici gücümüzü daha etkili bir şekilde yaymak.

Bu konuyu, bu başlıkta herkese tartışmaya açıyorum. Ultras kimliği ve Fenerbahçe tribünlerinin birleşmesi gerektiği görüşündeyim. Okuyan herkesinde yorum olarak katılması ileriki yazılarımıza malzeme hazırlayacaktır. Buyurun efenim.


7 yorum:

Efsane Maraton dedi ki...

kaptan birleşme fikri kulağa çok hoş gelsede, şu an için çok zor gibi duruyor sanki. yazının tamamına imzamı atarım fakat önce malum durumu düzeltmek gerek. bu durum ne kadar sürer, kazanır mıyız, kaybeder miyiz tartışılır.

eğer tribünün şu hali düzelirse, birleşmenin, toplanmanın önünde de hiç bir engel görmüyorum. ha bu kadar olayı aştıktan sonra tek tribünde de birleşemezsek o zaman vay halimize.

Efsane Maraton dedi ki...

unutmadan, tribündeki yeni neslin hemen hemen hepside "ultras" kültürüne çok yakın gibi geliyor bana. en azından bugün olmazsa, 10 seneye kadar dediğin bu "ultras" kültürü bizim tribüne hakim olur.

plaki dedi ki...

evet özellikle bu sezon yaşadıklarımız çok sancılı bir süreç. ama bu kültüre yaklaşmamızdaki en belirgin olaylardan biri konumunda. şuan süren ortak mücedeleyi kazanırsak, ilerisi için bu konulara zemin hazırlamak lazım. şuan fenerbahçe tribünleri endüstriyel futbolu karşısına almak üzere. bakalım nereye kadar gideceğiz.

ijon tichy dedi ki...

kaptancım, işyerinde durmadan başını ütülüyorum ama burada da karşına çıkacağım özür dilerim...

1.Fenerbahçe bir kitle takımıdır... Sen "grup" kavramını tribüne sokarsan, bu kadar büyük bir kitlede onlarca grubun ortaya çıkacağını da hesaba katmalısın. Tek grup hayaldir.

2.Eğer söylediğin gibi tek grup, tek ses, tek destek biçimine gidilecekse, Aziz Yıldırım'a niye kızılıyor???

3.Fenerbahçe'nin böyle tek elden yönetilen bir taraftar grubuna ihtiyacı var mı? Bence böyle bir ihtiyaç, şu anda büyük bölümünü grupların yarattığı kaostan ve tribünde tek ses olamamadan dolayı var gibi görünüyor. Defalarca anlattığım gibi özlenen "efsane tribünlerde" grup falan yoktu.

4.Ultras geleneği "küçük şehir takımlarının" ya da galatasaray'ın liselileri, beşiktaş'ın çarşıiçi gibi belli zümrelerin etrafında oluşan yapılardır. Bu kültürün bu kadar farklı sosyoekonomik grupları bir araya getiren Fenerbahçe tribünlerinin yanından bile geçmesi imkansızdır.

5.Gruplar şu anda tırnak içinde ortak bir "düşman" buldukları için beraber hareket ediyor görülüyor. Aziz Yıldırım'ın yasakları onları birleştirmeseydi, şu anda "maratonun ortası kimin olacak?" diye birbirlerine girerlerdi. Tribündeki abilerine sorarsan eski statta "maratonun ortası" için ne kavgalar çıktığını sana anlatırlar.

6.Hadi oldu diyelim. Bu kadar mafya, Fenerbahçe'nin üzerinden politika yapmak isteyen bu kadar ideoloji varken, Fenerbahçe'nin "Ultras"ı ne yazık ki "Faşist" bir ultras olacaktır. Çünkü burası Türkiye ve Fenerbahçe gibi bir kitle tribününe hakim olabilecek tek siyasi güç maalesef sağ ideolojilerdir. Sol veya hümanist bir grubun tribünlere hakimiyet kurmak için "kitle" desteği alması Türkiye'de daha bir 50 yıl olanaksız.
Çarşı bir semt bazlı bir tribün olmasına rağmen yaşanan cinayetleri biliyorsun.

7.Fenerbahçe tribünleri bu "ülkenin" tribünleridir. Bir semtin, lisenin, şehrin, bir grubun, bir başkanın ya da şimdi olduğu gibi onlarca ayrı grubun tribünleri değildir. Bu büyük gücün şu andaki kısır kavgalarınızla açıklanamayacak ve sınırlanamayacak kadar büyük olduğunu anlaman dileğiyle...

12.adam dedi ki...

bir ustteki yazida cok fazla hakli soylem var. keza olmekte olan tribun ruhuna, en azindan akustik ve yonetimsel problemler yuzunden oluyormu$ gibi gozuken o efsanevi tribun ruhuna duydugumuz ozlem de cok acik. ve bunun icin bir seyler yapmak zorundayiz. efsane maratonda grup olmayi$ini o donemlerde grup kulturunun cok yaygin olmamasina bagliyorum.

fakat yine ustteki yazida yanlis buldugum yerler var. oncelikle tek bir grup adi altinda toplanmanin 'kitlesellik' kavramina ters dusecegine inanmiyorum. yazida belirtildigi gibi, cogulcu ve oturtulan demokratik sistemlerle, alt yapisi iyi hazirlanmis bir esit guc dagilimina haiz dev bir toplulugun kitlesellige simdiki parca pincik gruplardan daha fazla acik oldugunu dusunuyorum. sonucta bir tribun belirlenip, o tribundeki binlerce mevzu bahis birlesmis grubun uyesi bulunursa, o tribune giren diger insanlar da, siyasi veya du$unsel ayrimlari gozetmeksizin kendilerini ister istemez o toplulugun bir parcasi olarak goreceklerdir. iste kitlesellik budur.

$u an maci 75.dakikada terk eden taraftarlara gosterilen tepkileri hepimiz biliyoruz. ben bunun masum bir refleks oldugunu dusunuyorum. ben bir unifeb uyesiyim ve maraton alt tribunden kalkarken bizim protestolarimiza karsi el hareketi ceken adami da tam olarak haksiz bulmuyorum (o protestolarda benim de bulunmama ragmen). bu ikililigin sebebini de, organize ve akustik tezahuratlarin yapilamamasina bagliyorum. demem o ki;
eger yazida bahsedildigi gibi tek ve guclu bir tribun olsaydi ve efsanevi bir sekilde 90 dakika o stadi inletebilseydik eger, 75.dakikada stadi terk eden adam dikkatimizi cekmeyecekti. cekse de onemsenmeyecekti. su an ben o adamin 'trafige yakalanmayayim' dusuncesiyle kalktigini dusunuyorsam, ve bu bana cok ters geliyorsa, belki o zaman 'acil bir isi cikmistir' diye dusunebilecektim. istedigimizi yapabilseydik dengesizlesmeyecektik, biz dengesizlesmeyince onlar da dengesizlesmeyeceklerdi. gruplarin parca pincik oldugu yetmiyormus gibi bir de gruplara dahil olmayanlarin da gruplarla sorunlarinin cikmasinin kitlesellige tamamen ters dustugunu dusunuyorum. fakat bahsettigim sartlar saglanabilmis olsaydi, gruplarin birlesmesiyle yetinmeyip bir de sadece futbol izlemeye gelen taraftar ile de butunlesebilecektik.

cok ciddi ve cok aktif bir grubun varolmasini, fenerbahce'nin bu "ulkenin" takimi olmasini ekarte edecek bir etken olarak kesinlikle gormuyorum.

hayalimizde yarattigimiz o gruba belli basli insanlarin degil, bu "ulkenin" butun insanlarinin istedigi gibi dahil olabilecegi, su anda unifeb'de tanik oldugum(diger gruplarin icerigini tam olarak bilmedigim icin kendi grubumdan ornek verecegim) cogulcu yonetim, anti-reislik muessesesi ve adil guc dagilimi ile harmanlanmi$ $ukela bir yonetim $ekli getirilebilecekse, bu gruba tek bir itirazim olmayacaktir. hatta en buyuk hayallerimden biri gerceklesecektir.

Semt Aşığı dedi ki...

Yalnışım varsa düzeltin Ultras manifestosu;
Yönetimden tamamen ilişkisiz ve bağımsız olmayı gerektiyor.
Buda finansal işleri kendi içinde halletmeyi getiriyor.İşin zor kısmı aslında burda...

Satır aralarında Ultras Küçük şehir takımlarının yada GS-Liseli , Bjk-Çarşı zümresine ait olabilecek dar bir alandır diye bahsedildi aklıma hemen Real Madrid'in ve Ac. Milan'ın ulrtasları geldi.

FB tribünlerinin lokomotifi GFB'dir.Kurulum aşamasında örnek alınan tribünler Ultras'ın ilk 10 tribünü arasındadır.GFB 'nin tek olması diğerlerinin bu çatıaltında birleşmesi gerekmekte.Keza ultrAslan aynısını yaptı.GFB nin tek olduna bir örnekte;ultrAslan'nın tek tanıdığı FB tribünüdür.

Cem dedi ki...

bir arkadaş yönetimden ilişkisiz demişte,gfb yönetimden bilet almadı mı,ya da yöneticilerden almıyor mu hepsini kendi parasıyla mı alıyor bu tartışılır.Ama benim bağımsız olarak gördüğüm sadece Kill for you vardır.Kimseden para almazlar,kimseden yardım beklemezler,bağımsızlık odur.Biletleri yönetimden almak yöneticilerden almak bağımsızlık değildir,ona bağlı olmaktır.