21 Mart 2010 Pazar

Hafta Sonu Musikisi

Record Makers Promo from CreativeApplications.Net on Vimeo.

Uzaklarda diyin!


Hastalığı ve Ölümü duymazlıktan gelmişimdir hep. Bi yakınıma yada tanıdığım birisine olduğunda, kafamda büyütmem onu hep uzaklaştırırım. Bünye kendiliğinden yapar bunu. Hissiyatsız derler bazen. Kendime üzülüyorum işte bu konuda ama takamıyorum.

Tanjeviç için üzüldüm, hani herşeyin üstünde olan anlar vardır. Bu da ondan işte. Bazen tribünde de olur aynısı, herşey güzeldir iyidir ama birgün çok ama çok yanlış birşey yaparsın ve yaptığın insana zarar verirsin işte o zaman tüm yaptıkların geri de kalır. Bu hissiyatta böyle birşey. Daha önceden takımdan gitsin, en azından kendi kariyeri açısından gitsin diyorduk ama artık tek istediğim hayatta kalması. Kalsın tanjeviç gitmesin hiç, zarar da görmesin. Geçmiş olsun inatçı insan, bu sefer hep beraber gidelim Final -Four'a.

Maç Dünlüğü


Cuma günü, niyet ettik niyet eyledik bir pankart yapalım dedik. Forum ahalisine bakarken, hakan hoca yazmış; "gönül senden tek şey diler, bildiğini yap, bildiklerini unutmasınlar" Galatasaray maçı için diyor bunu, utandırmayın yani. Sen bildiğini yap gerisi gelir zaten. He bunu kime söylüyoruz veya kim için diyoruz onu pek anlamadık. "Fenerbahçe buraya" diyorsun sadece güiza geliyor. anlarmıydı o? sanmıyorum. Hikayesi buydu çıkışının ama cuma gecesi işe koyulduğumuz için yoğurtçu parkının rüzgar esmeyen basket sahasında biraz geç kurudu pankart. O yüzden saatlerimiz 24'ü gösterdiği sırada soktuk stada, dedik"asın bunu hacılar" yarın salınsın böyle okul açık tarafında ama maç günü baktım ki, yoktu pankart. 8 metre boşa boyadık yani. içilen biranın da tadı çıkmadı zaten.

Biletler 22 lira tabi. Vatandaşın kesesine uygun. Stad dolu, günlerden cumartesi. Karşımızda River Plate var. Maç olabildiğince sıkıcı, derdimiz bağırmak, ritim vermek. Bir de şu gol sevinçleri olmasa, arkadan ittirenler geriyor bazen beni. Hani deplasmanda olsak, silme adam hepsi genç delikanlı tamam. Ama bakıyorum aşağıya 40'ı var, bayanı var, var oğlu var. İtmeyin yahu, kırılcak kafalar, bacaklar. Şahit oldum bir kere, 2008 inönü deplasmanı, alex attı 1-2 yaptı skoru, koştu tabi tribüne adamcağız. Bunu gören tribünde yüklendi arkadan öne, o anda üstümden 2-3 kişi kalktı tabi birinin de bacağı kırılmış çatlamış burkulmuş artık ne olduysa, ambulans dedik gel hemen.

O yüzden arkadaşım, yüklenmeyin bi zahmet.

Maç 1-0 bitti ama ben tribünden bir cacık göremedim futbol ile alakalı. Hani her baktığımda top ya orta saha da yada taç, aut gibi şekillerde. Yendik bitti ama umut yok işte. Lakin uzun aralardan sonra şampiyon olduğumuz senelerde hep kötü futbol ile kazandığımız maçları gördük. Belki kısmet ama zor.

Haftaya GS maçı, cumadan bilet derdi. Sırası, kuyruğu tabi kuyruğa bile girmeden çözebilme gücü, may the force be with you ve samiyen merdivenleri. Turnikelerin 2-3 kişi döndüğünü de unutmayalım. Ama şuan düşünmesi yoruyor beni yada üşendiyor diyeyim.

Maçtan sonra, apaçiliğe verdik bünyeyi. Moda'da başlayan gece sabah boğazdan geçen gemileri seyrettiğimiz Kuruçeşme parkında son buldu.

Bugün de nevroz var hadi hayırlısı.

19 Mart 2010 Cuma

Kapılar Açılsın, Çatışmalar Başlasın!


Galatasaray - Ankaragücü maçında, kapalı tribünden aşağıya postalanan, siyah beyaz montlu ama ne olduğu hala anlaşılamayan arkadaş için PFDK karar vermiş; 180 bin. Güzel haber dimi? ben şahsen bundan sonra tribünde dalaşmak için adam arayıp, onu okul açık tribünün demirlerinden aşağıya sallayabilirim. Aslında bu yazım için müzik koysam fena olmazdı, üstte bangır bangır distortion, görüntü de ise stage dive yapan adamlar.

İşin şakası bir yana...

Bu zamana kadar her radikal kararın, odağında olan fenerbahçe spor kulubü bu sefer yine liderliğini bırakmadı ve olası bir tribünden aşağıya atma operasyonun da, "bu kadar yeter arkadaşlar, artık buna iyi bir ceza vermeliyiz ve Fenerbahçe'ye 1455 maç saha kapama cezası veriyoruz!!" cümlesine maruz kalabilir. Çünkü sahaya atılan tek bir su şişesi yüzünden 2 maç saha kapama almadık mı? aldık. Sahaya atılan "cips poşeti" yüzünden saha kapama almadık mı? aldık. Yani her yeni karar Fenerbahçe'ye uygulanmalı. Ülke futbolunda, kamuoyu yetersiz olan, Lobicilik gibi mason vari entrikalara girmeyen ama her yapılanı ses getiren tek kulüp kim? Fenebahçe. Fenerbahçe koysun size emi...


Yazının anlam ve önemine uygun parçamız da geliyor efenim;


Crazy Stage Dive
Yükleyen ZICARLOS. - Daha fazla komik video için tıkla.

18 Mart 2010 Perşembe

Uçan Kuşlar Filler!

İngiltere'nin tozlu tribünleriden geliyor. Londra londra olalı böyle mevzu görmedi. Dönerler elde, kemerler belimizde dolaştığımız yıllardı ama sonunda bir yavşaklıkta vardı. Sığmadı tabi kabına.


Toy Dolls - Nellie The Elephant
Yükleyen rycko35. - DiÄ�er müzik videolarına göz atın.

Boşuz biz, Bomboşuz!


Son zamanlarda dilimden düşmeyen bir cümle bu. Aslında o kadar boşlukta değilim, işim gücüm, normal hayatım ve tribün hayatım aynen devam etmekte. Lakin o kadar süre yazmadımki bloğumda, kendimi biraz boşlukta hissediyorum. 2009'un mayıs ayından beri tık yok. Hani başka platformlarda birkaç şey yazmışlığım var ama olmadı işte sayın seyirciler. 1.5 sene aralıksız yazmıştım (ufak aralarda olsa) ama sonrasında bi kere kopunca bir kere daha yazamıyorsun işte.

Normal hayatıma denk gelen sıkılmalarımda bundan ibaret aslında. Hayatımın en uzun ilişkisi 3 ayı biraz geçti. Yani çok eş değiştirmek zorunda kalıyorum ilişki konusunda, çünkü o düzeni o karşılıksız sevgiyi bir türlü tuttaramıyorum. Hani çok apaçi bir söz olacak ama harbiden sıkılmadan hayatımda devam eden tek şey Fenerbahçe ve Tribünleri. Bu arada ilişki konusunda duygusal bir insan olduğumu da söylemek isterim, bakmayın çok değişikliğe gitttiğime. Hissiyatlı severim, bi gece bile görsem.

Bu kadar uzun süredir yazmadığım için yazma gücümde de çok fazla kayıp yaşadım, düşünün mesaj bile atamıyorum insanlara artık, direkt arıyorum. Çevremdeki insanların da benden böyle talepleri olduğu için artık blog yazmaya devam edeceğim.

Blog'ta yazmayı kestiğimde acıbadem de oturuyordum, Şuan kürkçü dükkanına geri dönmüş durumdayım. Ailemin evi, yemekleri, düzeni... Ama olmuyor be blog.

Yakın bir dönem de hayatıma 3 adet hedef koydum, eylül ayına kadar bunlardan biri mutlaka olacak. Gelişim sürelerini yazmak istemem çünkü bilmesini bilmediğim insanların okumasını istemem. Ama olabildiğince açık yazacağım zamanı gelince.

Hayatım şuan biraz keyifli, hem bu planların varlığı hemde birey olarak yaşadığım aşırı özgürlü duygusu beni mutlu ediyor. Kadınlar ise hayatıma katıyor. Hiç çıkmayacak anlam ise tribündeki dostlarımdan geliyor.

Yazmayı kestiğim zaman, şampiyonluğu bırakmıştık. Bu sezona ise bir rekor ve tribün sorunları çözülmüş olarak geri döndük. Tabi, böyle güzel şeyler bizlere her zaman haramdı, acı çekmeli, sınanmalı ve hasta edilmeliydik.

İşin özü, bundan sonra sahadaki futbol, tribünde gelişenler, dünyada ve yerelde neler oluyor ve hayatımdan parçalar gelecek sizlere. Şimdiden hoşgeldim!

31 Aralık 2009 Perşembe

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Aşkınla Olduk Derbeder

Artık buradayım. Buraya uzun zamandır yazmıyordum zaten. Tribünün içinden de yazan kaç kişi var dedik ve bunu açtık. Mehmet kardeşim ile yazıyoruz. Herkese hayırlı olsun.

http://askinlaoldukderbeder.blogspot.com/

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Her Zaman Her Yerde...

Takım tutmanın en güzel tarafı sanırım kaybetmek, çünkü umutların yeşeriyor.

En yakın zamanda geçtiğimiz sezonun özetini paylaşacağım.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Futbol Reklamları#6



Zidane ve Messi'yi buluşturan fantastik bir reklam filmi. 180 Amsterdam tarafından yapılmış.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Vur kafasına lan!

Futbol kötüydü, tribün kötüydü, futbolcuların kavgası kötüydü...

Bu sonuç her iki takımı da şampiyonluktan ediyordu ve tribündekilere birşeyler göstermek gerekiyordu, onuda gördük teşekkür ederiz. Ayrıca sahadaki gerginliğin sebebi lugano veya emre değildi, sabrinin önde gideniydi.

Birde bizim baktığımız açıdan, Volkanın hareketini "avuçlama" olarak görmüştük ama tv den bakınca kasık problemini gösterir gibi duruyormuş. Lakin bu hareketin üstüne kapalının sol tarafı aşağıya iniyordu nerdeyse.

Maçın girişinde ve çıkışında bi vukuat olmadı, üstümüzde montlarımız atkılarımız samiyene girdik çıktık.

Bir diğer hususta maçtan sonra futbolcuların yapmış oldukları açıklamalar. Milli takımda beraber oynayan bu oyuncuların bir kavga sonrası arkalarından bu tarz açıklamalar yapması gerçekten hiç hoş değil. Yarın birgün bi köfteci! açılışında yeniden birlikte olurlar nasılsa, olanda taraftara olmuş olur bu süreçte. Haydi, geçmiş olsun.

10 Nisan 2009 Cuma

Samiyen Deplasmanı

Biletimizi aldık, pazar günümüzü hareketlendirmeye, samiyeni susturmaya ve 3 puanı almaya gidiyoruz.

6 Nisan 2009 Pazartesi

Her zaman taraftar suçlu. Peki ya siz?..


Cumartesi günü takımını karşılamak icin yollara dökülen BJK taraftarlarına trafiği engellediği gerekçesiyle polisin uyguladığı şiddeti kınıyoruz.

Polis günü ve Obama yüzünden yolları, köprüleri kapatıp insanları işinden gücünden edenler haklı; takımını karşılayıp meşale yakan taraftar suçlu mudur?

15-20 Dakika yolu kapatmayı abartma sayanlar uyguladıkları şiddeti abartısız mı buluyorlar?

Meşalenin dumanını insanları zehirliyor diye ortalığı ayaga kaldıran medyanın provokatörleri biber gazı ve gözyaşartıcı kimyasalları insancıl mı buluyorlar?

Çoluk çocuk demeden, İnönü, Kadiköy, Mecidiyeköy farketmeksizin kalabalıklara uygulanan bu siddet son bulsun.

Her olayda taraftarı hedef gösterenler ellerini vicdanlarına bir kez olsun koysunlar.

Her olayda taraftari suçlu gösterme kolayliği artık bitsin!

Orantısız şiddet ile önüne gelene saldıran güvenlik güçleri, buna çanak tutan ve taraftarı sürekli hedeflestiren medya, taraftarını sorun olarak gören ve sahip çıkmayan kulüp yönetimleri; sizin bu yaşananlarda hic mi payınız yok?

Her zaman taraftar suçlu. Peki ya siz?

Vamos Bien

Şampiyonluk İstiyoruz!

Bitmez tükenmez aşkımız
Kalbimizde yaşıyoruz
Haydi bastır Fenerbahçe
Şampiyonluk istiyoruz.

Yazmayalı uzun zaman oldu ama inanın bloğa yazmanın tüm keyfi gitti benden artık. Tribündeki varlığım ve hem Fenerbahçe hemde Fenerbahçe tribünleri için yapmaya çalıştıklarımızla kendimi çok daha mutlu hissediyorum. Öyle çok sık yazamasamda burdayım demek istediğim bir posttu bu.

1 Mart 2009 Pazar

Sivasın yollarına...


Maçtan önce demlenirken, maçın ne olacağı hakkında hiç kimseden ses çıkmıyor, Kimse sahada böyle bir mücadele içinde geçecek bir futbolu tahmin etmiyordu. Fenerbahçe seyircisinin hissiyattında olan birşeyi bu şekilde canlı kanlı görmek tribünlerdeki insanlarıda hareketlendirdi tabi. Hem sahadaki güç hemde tribündeki güç ile bu haftanın en güzel olayını yaşadık bugün. Lig liderini yendik. Bugün tribünde salgıladığım testesteronun haddi hesabı yoktu. "Nasıl koyduk ama ya" diye biteremediğim bir dolu cümle başlangıcı yaşadım.

Herşey güzeldi bugün, lakin maçın sonunda koridordan dış kapıya doğru yöneldiğim bir sırada arasında kaldığım bir kavga beni tekrar haftalar öncesine götürdü. Önce bir itiş kakış hali sonrasında ise kemerler ve bıçaklar..

Doğru duydunuz, bıçaklar. Bundan 20 sene öncesinde belki bu duyduğunuz olağan gelebilirdi ama şuan içinde bulunduğum maraton tribünü için çok ağır bir kelime bu. Zamanında burada bir tribün sitesinden alıntı yaptığım Talip isimli şahısın bu oyunun bir piyonu olduğunu söylenmekte. Ama Tribünde varolan bir grubun üstüne böylesine ölümcül bir yolla adam yollamak hiçte mantıklı bir hareket değil. Bizlerin burada varoluş amacını sorgulatmasına sebep olacak kadar da büyük bir eylem.

Bu olaya maruz kalan GFB'li arkadaşlara geçmiş olsun diyorum ve hafta içi oynanacak sivas maçının kazasız belasız olmasını diliyorum.

19 Şubat 2009 Perşembe

İnsanlık için...


".....Maçtan önce Hagi'nin elini sıkarak insanlık, attığım gol ile de frikik dersi verdim"

Samuel Johnson
26 Mart 2000 Ali Samiyen Stadyumu

Alınteri

Ataşehirde yapımı devam eden salonun inşaatından bir kare...


Fotoğrafı "Federlist" te gördüm.

18 Şubat 2009 Çarşamba

Doğmamış Kupaya Mektup.


En son 83 senesinde aldığımız bu kupayı canlı kanlı görememiş biri olarak heves etmiyor değilim. Düşündüğümde, bu kupanın çekici olmasının sebebi bizim kupaya olan hasretimiz. Yoksa geçen sene oynanan Gençlerbirliği - Kayseri finalinden sonra, sponsoru Fortis bile çekilmeyi düşünüyordu. Çünkü büyük takımların içine giremediği bir mücadele, seyirci anlamında ilgiyi çekemiyor maalesef.

Bu sene yarı finalde sivas ile karşılaşıyoruz. İlk maçın burada olması benim için kötü oldu, çünkü o tarihte izmirde olacağım ve bu maçı yerinde seyredemeyeceğim. Rövanş içinde hafta içi Sivasa gitmek şuan itibari ile çok zor gözüküyor. Keşke Beşiktaş çıksaydı da bari derby görseydik.

Şampiyonlar liginden elenen bir takım, Avrupa da yolunu çizemeyen bir takım, taraftalarının bolca sıkıntılar yaşadığı bir takım ve karşımızda. Bu takımı iki kupanında havasına sokacak olan taraftarıdır. Bizlerin biraz kendi sorunlarımızdan uzaklaşıp, yönetiminde bazı şeyleri sene sonuna bırakması takımla daha çok ilgilenmemize yön verecektir. Taraftar olarak takıma sahip çıkıp, şu iki kupanında havasına sokmak ve yakında ısınacak olan havayı daha sarı laciverte boyamak lazım.

16 Şubat 2009 Pazartesi

Bayan Basketbol ve Küfür


Caferağa'da oynanan maçları kaçırmamaya çalışırım. Bayan Basketbolu, estetik olarak çok kıt bir spor olmasına rağmen Fenerbahçe adının olduğu heryerde olma isteğimizden dolayı ve salon tribünlerini daha çok sevdiğimden el verdiğince oradayım işte.

14 Şubatta oynanan Fenerbahçe - Galatasaray maçı da bu zamana yaşadığım en güzel salon tribünlerinden biriydi. Sonrasında oynanacak futbol maçının etkisi ile de hayli kalabalıktı. Maça girmeden de GFB üyelerinin çoğunun maça giremediğini de gözlerimle görmüşlüğüm var. (onlar suçlandığı için bunu yazıyorum)

Neyse, maçın genel gidişatı içinde, rakipte Galatasaray olduğu için küfürler gırla. Değerli rakibimize! her türlü küfür geliyor ve bende ister istemez bunlara katılıyorum, bu bir derece kabul edilebilecek birşey olabilir. (bu küfür olayını hala aşabilmiş değiliz) Ama sahada sporunu yapan ve kendi takımı için mücadele eden birisine, özellikle de bir bayana ağza alınmayacak küfürlerin ediliyor olması beni çok ama çok rahatsız etti. Kulubün "30 kişiler " dediği insanları tanıyorum biliyorum. Onlarda birşeylerin gazı ve deplasmandaki maçta bizimkilere edilen küfürlerin etkisi ile bunun devamı getirmeye çalışıyorlar. Farkında değiller ki, bu hareket bizleri onlardan daha aşağıya çekiyor...


Küfür gerçekten çok hassas bir konu. Bizler gibi gururuna söz ettirmeyecek insanlara bir küfür edildiğinde tepkimizin ne olduğunu biliyoruz. cinayete kadar giden bir yol bu. Ama sahada bizlere karşı savunmasız bir şekilde duran bir insana, bu kadar küfür edilmesi, onun kişiseline girilip demorilize etmeye çalışmak çok yanlış bir tutum. "En büyüksün Fenerbahçe" tezahüratını yaparken ne kadar güzelsek, o bayana yaptığımız küfür ile de o kadar çirkiniz. Salon taraftarı da artık özel bir klasmana girmek üzere. 20 sayı önde olduğumuz bir maçta sahaya yabancı madde atmak hangi akla hizmet anlamam gerçekten.

Bunları kendi içimizde iyice tartışıp salona öyle gelmek lazım. Yoksa içinden çıkılacak bir durum değil bu.

Geri Dönüş


Bir süredir her zamanki yerimde, yani tribünde olmama rağmen buraya birşey yazmadım. Açıkcası eski hevesim kalmadı. Her gün birşeyler yazmak zorunda hissediyordum ve bu da bana zor geliyordu. Zaten buraya yazdıklarımı gün içinde milyon kere konuşuyordum, bir de bloğumda bunları elden geçirip yazmak zor bir durumdu benim için. Lakin, şuan itibari ile yeniden yazmayı istememe rağmen, hergün birkaç post atamayacağımı da biliyorum. O yüzden anlayışınıza sığınıyorum ve bu zamana kadar tribünde değişen bir takım olayları kendi çapımda yorumlamaya çalışacağım.(benim için değişen yorumlar)

Efsane Maraton Geliyor(mu)...

Geliyor, gelecek diye bir grup insan çıktı yola bu sezon başı. Kombine alımlarında yaşanan sorunlar ve üstüne yaşananları herkes biliyor artık. Cezalar falan derken, sezon başına kadar yaşanacak bir sessizliğe doğru adım atıyoruz artık. Mayıs ayında yaşanacak kongre de bir takım sesler çıkacaktır ama hem yönetimde hemde taraftar bir değişiklik olacağını sanmıyorum.

Bu duruma gelmekte en büyük hatalardan biri, araştırma ekslikliğimiz oldu. Alaturka yaşadığımız taraftarlık kültürü bizleri maraton tribününe doğru itiyordu. "Sizin yeriniz orası, eski günler geri dönmeli" gibi gazlarla yola çıkıldı. Aslında biliyorduk endüstriyel futbolun bizleri etkiliyeceğini lakin, ondan daha güçlü olduğumuzu düşünüyorduk....!

Hala daha güçlü olduğumuzu düşünüyoruz, ama değiliz. Bizler kendimizi endüstriyel futbolun uğramadığı tribünler ile karşılaştırdığımız için bu yanılgıya düşünüyoruz. Kendimizi karşılaştırmamız gereken tribünler, İspanya'da İtalya'da...Endüstriyel futbolun curva kültürüne ittiği yerlerde. Kapalı veya maraton, bu tribünlerin bu anlamda bir geleceği yok.

GFB'nin en büyük hatalarından biri gözümde bu artık. Maraton ısrarı.

Dünyada yapılan asimilasyon haraketlerine bakınca, tribünü destekleyen ve bu kültürü yaşayan insanların kale arkasına kendi dünyalarına bırakıldıklarını görüyorsun. Daha derini araştırınca, ingilterede yaşananları görüyorsun(cezalar ile bıktırma) bunları canlı olarak yaşıyoruz ve örneklerine de bakınca orada kalmak isteyenlerin eridiğine şahit oluyoruz.

Bizdeki durum öyle bi duruma da geldi ki, bazı diller sınıf ayrımcılığa kadar uzandı(parası olmayan çapulcular) ama hata yine bizde, biz gidip o insanların arasına girdik. Hayatında bir kez bile deplasmana gitmeyen insanın yanına alaturka bir tribüncü geçince, o vatandaşta ürküyor işte.

Herşeyin özü şu ki, Maraton tribünü fenerbahçe tribüncüsü için geleceği olan bir yer değil. O tribünün kombine fiyatı her sene artacak. Maç izleyecek adam her sene o tribüne gelecektir. Orada kalacak GFB, ya eriyip gidecek yada oraya asimile olacaktır. Unutmamak lazım ki paranın gücü herşeyi yapabilir.

En mantıklı çözüm Curva kültürünü desteklemek. Çünkü Curva da tribüncüyü rahatsız edecek hiçbirşey olmayacak. Davulunu çalacaksın, pankartını asacaksın. kitleni daha belirgin hale getirebileceksin. Ultras kültrüne geçebilecek potansiyeli yakalayacaksın.

Birde bu sene içinde bir sürü açıklamayı hep beraber okuduk. Grupların dayanışmalarını gördük. Öyle bir insan oldum ki(şüpheci) artık bu açıklamalarda çok fazla samimiyet arar oldum. Umarım seneye biraz daha yoluna girer bu işler. Çünkü bu sene takım hemde tribün anlamında çok adam kaybettik. Seneye bunu toparlaması zor olabilir.